Migren ve Baş Ağrısı Neden Olur? Belirtiler, Türler ve Ne Zaman Doktora Gidilmeli?
Baş ağrısı, yaşamın herhangi bir döneminde neredeyse herkesin karşılaştığı bir yakınmadır. Toplum düzeyinde baş ağrılarının çok yaygın olduğu, iş gücü kaybı ve yaşam kalitesinde bozulmaya yol açtığı bilinir. Kadınların %99’u erkeklerin ise % 93’ü yaşamları boyunca başağrısı yaşamıştır. Sık sık tekrarlayan baş ağrılarında, yeni başlayan ama süresi veya şiddeti artan baş ağrılarında, veya kişinin mevcut baş ağrılarının karakteri değiştiği zaman mutlaka doktora gidilmelidir.
Baş ağrılarının Sınıflandırılması:
Baş ağrılı kişileri daha iyi değerlendirmek ve tanıyı doğru koymak için başağrısı tiplerini sınflandırmak önem kazanmıştır. Baş ağrıları uluslararası sınıflamaya göre ana gruplara ayrılır.
Primer baş ağrıları merkezi sinir sisteminin veya diğer sistemlerin hastalıkları ile ilişkili olmaksızın ortaya çıkan doğrudan baş ağrısı tablosu ile seyreden tekrarlayıcı durumlardır. Primer başağrıları %90 oranında daha sıklıkla gözükür. Bunların en yaygınları migren ve gerilim tipi baş ağrısıdır. Daha nadir olarak trigeminal otonomik baş ağrıları ve diğer primer başağrılarıdır.
Sekonder baş ağrıları ise belirli bir hastalığın bulgusu olarak, bir hastalığa ikincil olarak ortaya çıkar. Toplumda yaklaşık %10 oranında karşımıza çıkar ve altta yatan nedenin saptanması önemlidir.
Kranyal nöropatiler ve diğer yüz ağıları; son dönemde kafatasından doğrudan çıkan baş ve boyun bölgesinde önemli görevler üstlenen, görme, işitme ve denge gibi duyusal işlevlerin yanı sıra yüz kaslarının hareketlerini de kontrol eden kranyal sinirlerin ağrılı durumlarını ve diğer yüz ağrılarını kapsayan 3. bir grup tanımlanmıştır.
Primer Başağrısı Nedir?
Primer baş ağrıları, klinik muayene ve öykü ile tanınan ve altta yatan başka bir hastalığa bağlanmayan baş ağrılarıdır. Tüm baş ağrılarının yüzde 90’ını ise migren ve gerilim tipi baş ağrıları oluşturur. Migren bu grubun en bilinen üyesidir. Genellikle tekrarlayan tek taraflı, zonklayıcı karakterde, orta-ağır şiddette, bulantı kusmanın, ışık ve ses hassasiyetinin eşlik edebildiği ataklarla seyreder. Gerilim tipi baş ağrısı ise iki taraflı, şakaklarda sıkıştırıcı tarzda, hafif-orta şiddette olan ağrılardır. Trigeminal otonomik baş ağrısı kısa süreli, fakat çok şiddetli ataklar ve göz yaşarması, kızarması, burun tıkanıklığı gibi otonom belirtilerle seyreder. Primer baş ağrılarında altta yatan tehlikeli bir neden beklenmez. Ancak tanının doğru konması ve tetikleyicilerin tanınması tedavi başarısını artırır. Günlük yaşama etkileri değişkendir ve kişiden kişiye farklılık gösterebilir.
Sekonder Baş Ağrısı Nedir?
Sekonder başağrıları sinir sistemini veya diğer sistemleri tutan hastalıklarla ilişkili olarak belirli bir hastalığın bulgusu ortaya çıkan başağrılarıdır.
Baş veya boyun travması/ yaralanması, baş veya boyun damar hastalıkları, enfeksiyonlar daha (sinüzit, menenjit vs), beyin tümörleri, kafaiçi dolaşımla ilgili olmayan bozukluklar, homeostaz bozuklukları, göz hastalıkları, sistemik hastalık, psikiyatrik bozukluklar gibi pek çok durum baş ağrısına yol açabilir.
Bu grupta doğru tanı koymak için ayrıntılı öykü, muayene ve gerekirse görüntüleme yöntemleri kullanılır. Erken tanı, altta yatan nedenin tedavisi için kritik önemdedir. Özellikle aniden başlayan çok şiddetli ağrılar, yaşlılıkta ilk kez görülen ağrılar ya da nörolojik belirtilerle birlikte olan baş ağrıları sekonder bir nedeni işaret edebilir.
Migren Nedir ve Kimlerde Görülür?
Migren, genellikle 20 ile 40 yaş arasında başlayan, tek taraflı, zonklayıcı karakterde yaklaşık tedavisiz 72 saat süren, orta-ağır şiddette, bulantı kusmanın, ışık ve ses hassasiyetinin eşlik edebildiği tekrarlayan ataklarla seyreden kronik bir hastalıktır. Migren tanısı koyabilmek için kişinin benzer tanımlanan ataklardan en az 5 tane geçirmiş olması gereklidir. Kadınlarda erkeklere göre daha sık görülür Hormonal faktörlerin bu farklılıkta rol oynadığı düşünülür. Migren atakları sıklık ve şiddet bakımından kişiden kişiye değişir, bazı kişiler ayda bir iki atak geçirirken bazılarında daha seyrektir. Yaş ilerledikçe migren sıklığının azalma eğiliminde olduğu bildirilmiştir. Özellikle menapoz sonrası ataklar çok seyrekleşir veya bitebilir. Hamilelikte de 3 ile 9’uncu aylar arasında migren krizleri azalır.
Migren Belirtileri ve Tipik Özellikler
Migren ağrısı genellikle başın tek tarafında hissedilir, zonklayıcıdır ve orta ya da şiddetlidir. Ağrı sırasında bulantı ve kusma görülebilir, ışık, ses veya kokuya hassasiyet belirgindir. Ağrı tedavi edilmezse 4 saat ile 72 saat arasında sürebilir. Günlük fiziksel aktivite yani merdiven çıkma, eğilip kalkma gibi hareketler ağrıyı artırabilir. Kişi genelde karanlık, sessiz bir alanda dinlenme ihtiyacı hisseder. Migren ataklarının tanısında bu özelliklerin bir arada bulunması yol göstericidir ve uluslararası tanı ölçütleri bu bulguları temel alır.
Migrenin Tetikleyicileri
Migren başağrısı, migreni olmayan kişilerde etki yaratmayan uyarılarla tetiklenebilir. Uyku alışkanlıklarındaki değişiklikler (çok veya az uyku), stres, hava değişiklikleri (lodos), açlık ve dehidratasyon, alkol, bazı yiyecekler (en sık çikolata, peynir, nitrat ve aspartat içeren yiyecekler), hormonal değişiklikler (adet dönemleri, doğum kontrol hapı kullanmak) fiziksel uyaranlar (yoğun/parlak ışık, yüksek ses) ve belirli kokular (parfüm, sigara) gibi etmenler bazı kişilerde atağı tetikleyebilir. Tetikleyiciler kişiye özeldir, bu nedenle baş ağrısı günlüğü ile ilişki kurmak ve kaçınma stratejileri geliştirmek yararlıdır.
Auralı ve Aurasız Migren, Prodrom ve Postdrom Dönemleri
Migren iki ana tipte tanımlanır. Auralı ve aurasız migren; Aurasız migren en yaygın tiptir ve baş ağrısı tipik özellikleri ile seyreder.
Migren hastalarının % 15-20’sine aura eşlik eder. Auralı migren baş ağrısından önce ya da baş ağrısı ile birlikte ortaya çıkan bazı nörolojik belirtilerdir. Bunlar geçici görsel bulgular (parlak/renkli ışıklar, zigzak/su dalgası şeklinde görüntüler, görme alanında skotomlar(görme kayıpları), tek taraflı uyuşma gibi duysal belirtiler, tek taraflı zayıflık, konuşma güçlüğü gibi kısa süreli nörolojik bulgularla karakterizedir. Auralar genellikle 60 dakikadan kısa sürer.
Migren hastalarının %50-60’ında aura veya ağrı başlamadan önce prodrom dönemi denen bazı öncü belirtiler gözlenebilir. Bunlar yemek/tatlı yeme isteği, susuzluk, yorgunluk, aşırı esneme, kafa derisinde hassasiyet, kokuya aşırı duyarlılık ve odaklanma güçlüğü gibi uyarıcı belirtiler olabilir.
Ağrı sonrasında da postdrom denen sersemlik ve yorgunluk şeklinde yakınmalar gözlenebilir. Bu dönemleri tanımak, olası tetikleyicileri ve doğru tedavi zamanlamasını belirlemede yardımcıdır.
Migreni Diğer Baş Ağrılarından Ayıran Noktalar
Migreni gerilim tipi ya da sinüzite bağlı ağrılardan ayıran en önemli özellikler atakların tipik süresi, zonklayıcı karakteri, fiziksel aktiviteyle artması, bulantı, ışık, ses hassasiyetinin eşlik etmesidir. Gerilim tipi baş ağrısı daha çok baskı ve sıkıştırma şeklinde hissedilir, günlük aktiviteyi azaltmakla birlikte migren kadar şiddetli olmayabilir. Küme tipi baş ağrısında ise daha kısa ama aşırı şiddetli, göz çevresine odaklanan ağrılar ve belirgin otonom bulgular görülür. Kendi belirtilerinizi tanımak, doğru tanı ve hedefe yönelik tedavi için önemlidir.
Çocukluk ve Ergenlikte Migren
Migren, tüm migrenlilerin önemli bir kısmında çocukluk çağında başlayabilir. Migrenin çocukluk çağında görülme oranı ise %3–5 kadardır. Okul çağında migren sıklığı artabilir, ergenlik sonrasında oranlar yükselişe geçer. Ergenlikten sonra yüzde 10’ların üstüne çıkar. Çocuklarda atakların süresi yetişkinlere göre daha kısa olabilir ve karın ağrısı gibi eşlik eden yakınmalar daha belirgin görülebilir. Kısa süreli baş ağrıları ve baş dönmeleri bazen nöbetle karışabilir, bu nedenle çocuklarda yeni başlayan veya şekil değiştiren baş ağrılarında hekim değerlendirmesi gerekir. Ailenin gözlemi ve baş ağrısı günlüğü takibi, çocuklarda doğru tanı ve uygun yönetim için faydalıdır. Uyku düzensizliği, uyuma güçlüğü, nedensiz kusmaları, alerjisi, araba tutması olan çocuklarda ileride migren gelişme olasılığı daha fazladır.
İleri Yaşta İlk Kez Başlayan Migren Olur mu?
Migren yaşla birlikte belirgin şekilde azalabilen bir hastalıktır. İleri yaşta migrenin yeni başlaması çok nadirdir. İleri yaşta yeni başlayan migrenöz ağrılar beklenen bir durum değildir. İleri Yaşta Baş Ağrısı ve Dikkat Edilmesi Gerekenler (H2) 50 yaş üzerinde yeni başlayan baş ağrıları sekonder nedenler açısından dikkatle değerlendirilmelidir. Bu yaş grubunda temporal arterit gibi damar iltihapları, hipnik baş ağrısı ve kafa içi basınç değişiklikleri bu yaş grubunda ayırıcı tanıda akla gelmelidir. İleri yaşta yeni baş ağrısı özellikle görme değişiklikleri, çene ağrısı, halsizlik ve kilo kaybı gibi sistemik belirtiler eşlik ediyorsa ya acil değerlendirme gerekir. Zamanında başvuru görme kaybı gibi geri dönüşsüz sonuçların önüne geçebilir.
Migrenin Toplumsal Yükü ve Yaşam Kalitesine Etkisi
Migrenin toplum ve iş yaşamı üzerindeki yükü yüksektir ve etkin tedavi için doğru tanı önemlidir. Migren ve diğer baş ağrıları yalnızca ağrıya yol açmakla kalmaz, iş gücü kaybı, sosyal yaşamda kısıtlılık ve ruhsal etkilerle de ilişkilidir. Atakların tekrarlayacağı endişesi dahi günlük planlamayı etkileyebilir. Dünya genelinde migrenin özürlülükle geçen yaşam yılları açısından en önemli nörolojik hastalıklardan biri olduğu raporlanmıştır. Tanı ve tedaviye erişimin sınırlı olduğu durumlarda yük daha da artar. Farkındalık, doğru tanı ve bireye uygun yönetim planı bu yükü azaltmada anahtardır.
Trigeminal Otonomik Baş Ağrıları ve Küme Tipi Baş Ağrısı
Trigeminal otonomik baş ağrılarının en sık görüleni küme (cluster) tipi baş ağrısıdır. Göz çevresinde tek taraflı, dayanılması güç şiddette, kısa ataklarla seyreder ve gözde kızarma, yaşarma, burun akıntısı ve göz kapağında düşüklük gibi otonom belirtiler eşlik eder. Ataklar gün içinde birkaç kez tekrarlayabilir ve yılın belirli dönemlerinde kümeler halinde görülür. Bu tablo migrenle karıştırılmamalıdır çünkü klinik özellikleri, atak süresi ve tedavi yaklaşımı farklıdır. Şiddetli tek taraflı göz çevresi ağrı ve eşlik eden otonom bulgular varsa küme tipi baş ağrısı düşünülmelidir.
Baş Ağrısı Ne Zaman Uyarıcı Olmalıdır?
Aşağıdaki durumlarda baş ağrısı acil ya da öncelikli değerlendirme gerektirebilir:
- •İlk kez 10 yaş altında ya da 50 yaş üstünde ortaya çıkan baş ağrısı
- •Aniden başlayan ve kısa sürede en şiddetli düzeye ulaşan baş ağrısı
- •Sürekli ve giderek artan şiddette baş ağrısı
- •Varolan baş ağrılarının sıklık ve şiddetinde artış ya da karakterinde belirgin değişiklik
- • Dirençli kusmaların eşlik etttiği başağarısı
- •Pozisyonla ilişkili baş ağrısı yani yalnızca yatınca ya da ayağa kalkınca oluşan ağrı
- •Tek ya da iki taraflı, tedaviye yanıtsız ve devam eden baş ağrısı
- •Fiziksel aktivite, ıkınma, öksürme gibi işlevlerle ortaya çıkan başağrısı
- •Gebelik sırasında veya doğum sonrası ortaya çıkan başağrısı
- •Travma sonrası başlayan baş ağrısı
- •Kan sulandırıcı ilaç kullananlarda yeni başlayan baş ağrısı
Bu uyarıcı işaretler, sekonder baş ağrısı olasılığını akla getirdiği için öncelikle değerlendirilmelidir. Bunlara ek olarak ateş ve ense sertliği, yeni gelişen nörolojik bulgu, bilinç değişikliği ya da görme kaybı eşlik ediyorsa acil başvuru gerekir.



